Bazen en aptal,en mayın,en lanet anılarımıza bile teşekkür ederiz bize verdikleri için. Ağacın gölgeliğinde dinlenen bir yalancı çoban olur bazen bu,bazen kendi halinde bi kavalcı fareli köye.tutar savurur eprimiş kaftanını,kıvırcık saçları dökülür omzuna,içten bir gülümseme yerleştiriverir yüzüne ve sıvazlar omzunu en ağlamaklıyken sen.sarılır kucaklar;el birliğiyle dökersiniz fareleri kuyruklarından tutup denize.
Hayat bazen değişiklikler bekler sizden,devirmek dersiniz.haklısınızdır.esasen hak da yoktur bilene.camdan fanuslar örersiniz bu yüzden kendinize.bu kıvırcık tutar bi uçan halıyla gelir.deler geçer bilir cam kumdandır.evirir.Uçarsınız gök mavi rüzgar yumuşak,dilinizde şen şarkılar...deniz aşırı ülkelere uçarsınız gelir yedi tepeli şehre konarsınız,martılar vardır gökyüzünde bi de bu kıvırcık.davanız özgür bebeklerdir.özgürlüklerdir.
sağol lan hayat.bana O'nu verdin.
Bu da böyle bi yazıydı.Doğum günün kutlu olsun tatlim.
Detay için:
özgür bebek*
3
yorum
23 Mayıs 2009 Cumartesi
sanırım karışığım.sanırım gözünü çok yükseklere dikmiş olmanın olası hallerini yaşıyorum.ve sen tam bu sırada bana bir şans veriyorsun-ya da ben olan biteni öyle görüyorum.spot ışıkları değil de gün ışığında seni görmeyi bende çok istiyorum.mikrofondan değil,bana seslenen sesini duymak istiyorum.ve beklenmedik bi anda beklenmedik bi şekilde sen bana tüm bunlar için bir fırsat veriyorsun.değerlendiremiyorum.istiyorum çok ama bi ses dur bekle bakalım diyor ısrarla.aslında tam sırası diyor diğer bi tarafım.aslında basit; yıpranmışlığın etkilerini üzereinden atamamış taraf bir yenisini kaldıramaz,biliyor.diğer taraf gözlerini tüm gerçeklere kapatmş.ama zaten ne geldiyse başıma onun yüzünden gelmiş düşününce..
neeyseeee dünya hali gelir geçer deyip oyalamak istiyorum artık kendimi.çizgilim geliyor buralara, pek az kaldı.kalabalık şehrin sokakları,içki şişeleri,kendi çapında üni sayılan okulu,arkadaşları..özledi onu.bi de birisi çok çoooooook özledii :)
konuyu buraya bağladığım için izninzle kendimi tebrik ediyorum!! :D
neeyseeee dünya hali gelir geçer deyip oyalamak istiyorum artık kendimi.çizgilim geliyor buralara, pek az kaldı.kalabalık şehrin sokakları,içki şişeleri,kendi çapında üni sayılan okulu,arkadaşları..özledi onu.bi de birisi çok çoooooook özledii :)
konuyu buraya bağladığım için izninzle kendimi tebrik ediyorum!! :D
2
yorum
21 Mayıs 2009 Perşembe
bir varmış bir yokmuş..
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde deniz aşırı ülkelerin birinde kendi halinde bir kız yaşarmış..Ne güzel ne çirkin..Ama yaşadığı küçük kasabaya rağmen kocaman bi dünyası olan..Farklı pencerelerden bakmayı bilen ve hayatın ona sundukları karşısında farkında olmadan 'olgun'laşmış bi kız..
Görünürde neşesine rağmen aslında çok zor zamanlar geçirmiş..İşte tam da bu zor zamanların ortasındayken ;Prens'in kasabayı ziyarete geleceği haber uçurulmuş dört bir yana.Kızın derdi başından aşkınmış,duymamış bile.Ama kasabaya akşam karanlığı çöktüğünde gökyüzünü aydınlatan ışıklar olmuş,kızın haberi yok tabi bi anlam verememiş.Sonra sesini duymuş Prensin.melek sesi sanmış önce ,değilmiş ama bizzat prensin sesiymiş işte.çok etkilenmiş.atmış kendini sokağa.müthiş bi kalabalık varmış prensin etrafında,görememiş önce.sonradan görebilmiş nihayet..beyazlar içinde..melek gbi..alamamış gözlerini uzuun bi süre.öyle heybetli filan değilmiş esasında prens.ama bambaşka bi ışığı varmış;kimsede olmayan..derken gidiş vakti gelmiş.prens askerlerin arasından at arabasına doğru ilerlerken kızın önünden geçmiş.kız,prensin kokusunu çekmiş içine ve öylece kalakalmış..
o günden sonra varsa yoksa prens olmuş kız için ama ona ulaşmak ne mümkünmüş..mucize gerekiyormuş.kız,mucizelere güvenmese de içinde ki sevgiye inanmış..çok inanmış..ve bir gün,prense bir mektupla ulaşmış,yüzünü gizleyerek.prense esrarengiz gelmiş bu mektup,tanımak istemiş.fakat daha sonra çok etkilenmiş bu kızın düşüncelerinden,cümlelerinden..kız,hiç kimseyle paylaşmadığı fikirlerini açmış ona,sevgisini hatta saygısını kazanıvermiş bir anda.deken derken..prens demiş,arkadaşım ol varlığına hep ihtiyacım olacak,biliyorum.aşık bi insana bu yeter mi ,elbet yetmez ama kız için bu bile büyük lütufmuş tabii koskoca Prens.günler böyle masal tadında geçerken kız yüzünü gizlemeye ısrarla devam etmiş.prens artık merakını belli eden imalarda bulunsa da kız kararlıymış böyle devam etmeye..ama bir gün prens bir rüya görmüş,hemen kağıda kaleme sarılıp kıza yazmş gördüklerini.kız o zaman bilmiyormuş ki rüyasında tarif ettiği kız,yıllar önce kaybettiği sevgilisini andırıyormuş aynı.kız bu rüyaya pek bi sevinmiş .ama pek bir tepki verememş.derken prens artık isyan etmiş,hiç olmazsa bir portreni görmek isterim demiş.emir büyük yerden tabi.kız o an bulabildiği en iyi portreyi yollamış prense.kibarlığı ve nazik tavırlarıyla ün salmış olan prens övgüler yağdırmış portreye..kız da bundan cesaretle her mektuba yeni bir portre iliştirmeye başlamş.her seferinde duyduğu iltifatlar daha da bir yüreklendirmiş kızı ve ilgisini gizleyemez olmuş . başta hoşuna gider gbi davransa da prens zamanla bu ilginin kıza zarar verdiğini anlamış.ama kendini geri de çekmemiş.sanata düşkünlüğü ile bilinen prens hala kız istediğinde sadece onun için şarkılar mırıldanıyormuş.kız kendini kötü hissettiğinde çırpınıyormuş mutlu olması için..koskoca prens..'kendini yalnız hissetme,elini kalbine koy,ben ordayım ' diyormuş..tüm bunlar kızı iyice yüreklendirmiş başka da bi işe yaramamış zaten.prens aşık olmuş ,birine.belki de aşık olduğunu sanmış. kızın arkadaşına.. bu arkadaşlıktan haberdar olduğundan,kızın hayatndan çekip gitmş hiç bi açıklama yapmadan.kız, bi anlam verememiş önce..çok üzülmüş sadece..onsuz yaşamaya çalışmış ama olmuyormuş.aslında varlığı yokluğu birmiş zaten.görünürde bi mektuplar varmş o kadar.kız özlediğinde tekrar tekrar eski mektupları okumuş durmuş.hatta ezberlemiş artık.ama arkadaşıyla iletişimini koparmamış hiç,koparsa nolcakmışki..
Günleeer günleri aylar ayları kovaladıktan sonra bir gün hiç olmadık bi anda bir mektup gelmiş prensten.neden sessizce gittiğini anlatmş prens uzun uzun .ve tekrar hayatnda bi yer istemiş kızdan,affetmesini istemiş ama hala onla berabermiş.dayanamamış yne affetmiş kız.kaç yıl önceki meseleler ben unuttum bile demiş de unutmak ne mümkün.ama öyle bi sevmiş işte.aradan yıllar geçmesine rağmen eksilmemiş hiç sevgisi.o sevgi büyütmüş onu .çok şey öğrenmiş.hayata dair..yaşama dair..aşka dair..
onu hayatına yeniden kabul etmesi onursuzluk gbi gelse de değilmiş.ya da içndeki sevgi diğer bütün duyguları etkisiz hale getirmiş,bastrmış.
zaten onunla iletişim halinde olması yetiyormuş kıza..yoksa yanyanayken 1 saniye bile olsa gözlerinin içine bakacak cesareti yokmuşki hala.. Prens güzel sesiyle şarkılarını başkalarına söylerken kız sevmeye devam etmiş.özlemeye de..
vee masalın ilk yarısı burda biitmişşş :)
Görünürde neşesine rağmen aslında çok zor zamanlar geçirmiş..İşte tam da bu zor zamanların ortasındayken ;Prens'in kasabayı ziyarete geleceği haber uçurulmuş dört bir yana.Kızın derdi başından aşkınmış,duymamış bile.Ama kasabaya akşam karanlığı çöktüğünde gökyüzünü aydınlatan ışıklar olmuş,kızın haberi yok tabi bi anlam verememiş.Sonra sesini duymuş Prensin.melek sesi sanmış önce ,değilmiş ama bizzat prensin sesiymiş işte.çok etkilenmiş.atmış kendini sokağa.müthiş bi kalabalık varmış prensin etrafında,görememiş önce.sonradan görebilmiş nihayet..beyazlar içinde..melek gbi..alamamış gözlerini uzuun bi süre.öyle heybetli filan değilmiş esasında prens.ama bambaşka bi ışığı varmış;kimsede olmayan..derken gidiş vakti gelmiş.prens askerlerin arasından at arabasına doğru ilerlerken kızın önünden geçmiş.kız,prensin kokusunu çekmiş içine ve öylece kalakalmış..
o günden sonra varsa yoksa prens olmuş kız için ama ona ulaşmak ne mümkünmüş..mucize gerekiyormuş.kız,mucizelere güvenmese de içinde ki sevgiye inanmış..çok inanmış..ve bir gün,prense bir mektupla ulaşmış,yüzünü gizleyerek.prense esrarengiz gelmiş bu mektup,tanımak istemiş.fakat daha sonra çok etkilenmiş bu kızın düşüncelerinden,cümlelerinden..kız,hiç kimseyle paylaşmadığı fikirlerini açmış ona,sevgisini hatta saygısını kazanıvermiş bir anda.deken derken..prens demiş,arkadaşım ol varlığına hep ihtiyacım olacak,biliyorum.aşık bi insana bu yeter mi ,elbet yetmez ama kız için bu bile büyük lütufmuş tabii koskoca Prens.günler böyle masal tadında geçerken kız yüzünü gizlemeye ısrarla devam etmiş.prens artık merakını belli eden imalarda bulunsa da kız kararlıymış böyle devam etmeye..ama bir gün prens bir rüya görmüş,hemen kağıda kaleme sarılıp kıza yazmş gördüklerini.kız o zaman bilmiyormuş ki rüyasında tarif ettiği kız,yıllar önce kaybettiği sevgilisini andırıyormuş aynı.kız bu rüyaya pek bi sevinmiş .ama pek bir tepki verememş.derken prens artık isyan etmiş,hiç olmazsa bir portreni görmek isterim demiş.emir büyük yerden tabi.kız o an bulabildiği en iyi portreyi yollamış prense.kibarlığı ve nazik tavırlarıyla ün salmış olan prens övgüler yağdırmış portreye..kız da bundan cesaretle her mektuba yeni bir portre iliştirmeye başlamş.her seferinde duyduğu iltifatlar daha da bir yüreklendirmiş kızı ve ilgisini gizleyemez olmuş . başta hoşuna gider gbi davransa da prens zamanla bu ilginin kıza zarar verdiğini anlamış.ama kendini geri de çekmemiş.sanata düşkünlüğü ile bilinen prens hala kız istediğinde sadece onun için şarkılar mırıldanıyormuş.kız kendini kötü hissettiğinde çırpınıyormuş mutlu olması için..koskoca prens..'kendini yalnız hissetme,elini kalbine koy,ben ordayım ' diyormuş..tüm bunlar kızı iyice yüreklendirmiş başka da bi işe yaramamış zaten.prens aşık olmuş ,birine.belki de aşık olduğunu sanmış. kızın arkadaşına.. bu arkadaşlıktan haberdar olduğundan,kızın hayatndan çekip gitmş hiç bi açıklama yapmadan.kız, bi anlam verememiş önce..çok üzülmüş sadece..onsuz yaşamaya çalışmış ama olmuyormuş.aslında varlığı yokluğu birmiş zaten.görünürde bi mektuplar varmş o kadar.kız özlediğinde tekrar tekrar eski mektupları okumuş durmuş.hatta ezberlemiş artık.ama arkadaşıyla iletişimini koparmamış hiç,koparsa nolcakmışki..
Günleeer günleri aylar ayları kovaladıktan sonra bir gün hiç olmadık bi anda bir mektup gelmiş prensten.neden sessizce gittiğini anlatmş prens uzun uzun .ve tekrar hayatnda bi yer istemiş kızdan,affetmesini istemiş ama hala onla berabermiş.dayanamamış yne affetmiş kız.kaç yıl önceki meseleler ben unuttum bile demiş de unutmak ne mümkün.ama öyle bi sevmiş işte.aradan yıllar geçmesine rağmen eksilmemiş hiç sevgisi.o sevgi büyütmüş onu .çok şey öğrenmiş.hayata dair..yaşama dair..aşka dair..
onu hayatına yeniden kabul etmesi onursuzluk gbi gelse de değilmiş.ya da içndeki sevgi diğer bütün duyguları etkisiz hale getirmiş,bastrmış.
zaten onunla iletişim halinde olması yetiyormuş kıza..yoksa yanyanayken 1 saniye bile olsa gözlerinin içine bakacak cesareti yokmuşki hala.. Prens güzel sesiyle şarkılarını başkalarına söylerken kız sevmeye devam etmiş.özlemeye de..
vee masalın ilk yarısı burda biitmişşş :)
6
yorum
17 Mayıs 2009 Pazar
durulmuyor sularım.dalga ardına dalga yerleşiyor kıyılarıma, kıyılarım yorgun.içim boş, içim kalabalık.midem karışık. içmeden bu kez, dönmeden başım. insanların tepelerindeki konuşma balonlarına orta parmağımı sokuyorum. yerle bir oluyor heceler. bazıları anlam veremiyor yaptığıma. anlamsız mı bu yaptığım? bizim çocuğu görüyorum sonra. bermudanın altına giydiği koca botlarıyla herşeyde anlam aramanın gereksizliğini sokuyor gözüme. ilk kez, gülüyorum uzun zaman sonra. bir şarkıyla iç çekiyorum uzaktakine doğru. bir diğeri hala çalıyor kulağımda, gözlerimi kapıyorum. "hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur.." gittiğim yeni yere açıyorum gözlerimi.uzaktaki, yakındaki herkesin güldüğü o yerde. anlam aramaktan, herşeye anlam yüklemekten vazgeçiyorum. bir yeni mesajınız var yazıyor birinin telefonunda. "bi sesin çıksın be.kim olduğumu söyleyeceğim tamam. ama sen de nazlanmayı bırak artık =) " hayaletim gülümsüyor olduğu her yerde. yalan söyleyenin çatal sesine bıçak sokuyorum düşümde. elim kan. elimi onun kanına bulamam. hayırdır inşallah diyorum uyanıp. herşey hayır oluyor.
2
yorum
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
